Facebook sözleri,aşk sözleri,duygusal sözler,sevgiliye sözler,sohbet,anlamlı sözler,sevgiliye slayt,hüzünlü sözler,aşk, aşk şiirleri,sevgiliye şiir
  Ah Sevdiğim Sözcükler
 

Ah Sevdigim Sözcükler

 

Ah Sevdiğim (!) Sözcükler

Ah sevdiğim sözcükler,
ihanettesiniz bana ölümü böyle yakından izlediğimden beri.
Kollarıma baka baka uzaklığını kestirdiğim yollara taş, çamur, toz toprak bulaşmışsa,
kış yorgunuysa bacaklarım ve ağrıyorsa memelerim dünyanın tüm öksüz bebeklerini emzirmişim gibi,
havada bahar kokusu eksik demektir.
Her sabah bahçemi ziyaret eder, erik ağacının dallarını yoklar oldum,
şiire vurgun bir ablama çiçekli bir bahar dalı sözü verdim vereli ya,
ağaç bana mısın demiyor,
uzatmıyor ki dudaklarını öpeyim en beyaz çiçekli yerinden.
 
Ah sevdiğim sözcüler,
ihanettesiniz bana kış kente indi ineli ,
canıma yetmiş artık, aklımın dolambaçlı yollarında her daim sinir krizleri...
Yollarda zincirleme yürüyen insanlara tekmeler savurasım,
vapurda yer kapmak için beni itekleyen bunak karıyı tutup denizlere savurasım var.
Benden farklı değil ya diğer insanlar da,
kıştan soğuktan herkeste bir bezginlik...
Sabah akşam gözlerini göğe çevirip çevirip sorar/sorgular olmuşlar nerede bu güneş diye de,
akıllarına gelmez ki güneş küsmüş de göstermek istemez yüzünü.
Akıllarına gelmez, dökülmek üzere olan çocuk kanının bahara yakışmayacağı,
akıllarına gelmez, bu faciaya güneşin tanık olmak istemediği.
Hep ister insan oğlu, hem güneşi, baharı, çiçeği ister; hem savaşı, kanı, nefreti ister.
Yarimi de orduya ister üniformalı, apoletli adamlar,
kalem yakışan ellerine silah, hüzün yakışan gözlerine ölüm sürmek için.
Hasrete vururlar boynumuzu, darağacına çekerler  sabahlara sarmaş dolaş uyanışlarımızı.
Gördüğüm en güzel, en becerikli erkek elleri,
emeğe yakışan, şiire yakışan elleri görünmez kelepçelerde şimdi,
o kelepçelerin her yanından Anadolu'ya uzanan zincirler var.
Hangi zincir çekerse, yurdun o kasabasına sürerler yarimin kıvrımlarına kir bulaşmamış beynini.
 
Ah sevdiğim sözcükler,
çırpın kanadınızı beyaz kağıtlara,
ağlamadan mürekkep mürekkep,
dökülün hece hece, bağırmayın, çığlık atmayın ne olur.
Fısıldayın yalnızca içimin isyanlarını,
fısıldayın aşkın acısını değil hüznünü sevdiğimi,
hayatta mutluluk değil, sevinçler aradığımı.
Ne olur sevdiğim sözcükler, eskimesin aynalarda gördüğümde içime küçük bir gülücük serpen güzelliği yüzümün.
Hep haklı çıksın eski sevgililerin bu yüze özlemleri,
bir bakışta aşık olsun yine bana sokak kedileri.
Sahi nereden bilir bu kediler onlarla konuştuğumda,
gözlerimin ta içine bakmaları gerektiğini?
Kim öğretti köpeğime gök gürültüsünden kesinlikle korkulması gerektiğini?
Kim öğretti kuşlara yuvalarını dallardan örmeyi,
kim öğretti on dördündeki kızlara dişleriyle, tırnaklarıyla sevişmeyi?
 
Ah sevdiğim sözcükler,
koynuna giresim var bu akşam en dokunulmamış sevdaların.
Bozasım var aklımın bekaretini,
bir kurşun sıkasım var sol göğsümün altından.
Silahları hiç sevmedim, hiç de dokunmadım ya,
bu beden benim, bu hayat benim,
bu sessizliğinde çığlıklar barındıran fısıltılar benim,
hepsini kökünden susturasım var...
 
  Bugün 3 ziyaretçi (22 klik) kişi burdaydı!

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=